Yazarlar Bozulan dengeler ve ekonomik etkileri

Bozulan dengeler ve ekonomik etkileri

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz Gazete Yazarı

Dünya bir süredir “kararsız bir denge” içerisinde. Kararsız dengelerin kararlı bir dengeye göre farkı şudur; eğer kararlı denge bir şekilde bozulursa herhangi bir dış müdahaleye gerek kalmaksızın denge kendi kendine yeniden sağlanır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Levent Yılmaz : Bozulan dengeler ve ekonomik etkileri
Haber Merkezi 28 Haziran 2018, Perşembe Yeni Şafak
Bozulan dengeler ve ekonomik etkileri yazısının sesli anlatımı ve tüm Levent Yılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Oysa kararsız denge böyle değildir. Denge bir kez bozulduğunda onu yeniden dengeye getirebilmek için dışarıdan bir müdahale şarttır. Dengelerin bozulduğu daha önceki dönemlerde küresel manada “büyük güç” adını verdiğimiz ülkeler küresel işleyişe bir şekilde müdahalede bulunarak yeni bir dengenin oluşmasını sağlamaktaydı. Oysa içinde bulunduğumuz yeni dönemdeki dengeleri bozan eylemler bizzat bu güçlerin kendileri tarafından yapılıyor.

Örneğin; Brexit. Tam İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması birlik içerisinde Almanya merkezli yeni bir denge doğuruyor derken ABD destekli Macron Fransa’sı birden sahneye çıkarak yeni bir “kararsız denge” doğurdu. Savaşmak yerine ticareti ön planda tutacağını söyleyerek başkan seçilen Trump, ekonomik korumacılığın babası haline geldi. Çin, mal ve hizmet dışında dünyaya sermaye ihraç etmeye başladığı dönemde gümrük duvarlarına toslamaya başladı. İran P5+1 anlaşması ile biraz nefes almışken bu kez ABD’nin petrol satış yasağı ve ambargoları ile baş başa kaldı ve sokaklarından gelen görüntüler hiç de iç açıcı değil. Trump ile Kim’in nükleer restleşmesi akıl alacak gibi değil. Eski bir Rus ajanın Londra’da zehirlenmesi İngiltere-Rusya ilişkilerini gerdi. Adına bahar denen ama kısa sürede kışa dönen Arap halk hareketleri sonrası bölgede istikrar bir türlü sağlanamadı. Suriye iç savaşı sadece bölgeyi değil tüm dünyayı etkileyen bir soruna dönüştü. Doğu Akdeniz’deki enerji rezervlerinin paylaşımı konusu ne olacak belli değil. NATO’nun geleceği Birleşmiş Milletler’in işlevi tartışılıyor. Geçen yıl yere göğe sığdırılamayan Şangay İşbirliği Örgütü’nden bu sene çıt yok. Örnekleri artırmak mümkün ancak özetle durum şu; Dünyanın yeni bir dengeye ihtiyacı var.

TARİH BİZE NE ÖĞRETTİ?

Dünya tarihine bakarsak bu tarz kararsız dengelerin genellikle büyük savaşlar veya uzun süren ekonomik krizlerin ardından ortaya çıkan yapılar ile düzelebildiğini gösteriyor. Elbette burada oldukça karamsar bir tablo çizdiğimin farkındayım ancak 2000-2008 arasındaki kararsız dengenin ardından çıkan 2008 Küresel Finansal Krizi bahsettiğim düzelmenin sağlanması için yeterli olmadı. Kriz sonrası ülkelerin ekonomilerindeki bazı göstergeler düzelme işareti gösterse de kalıcı bir etki bırakmadığı aşikâr. Dahası 11 Eylül saldırıları ile bozulmaya başlayan “Güçlü ABD algısı” 2008 Krizi ile iyiden iyiye bozulunca yeni yeni aktörler de hareket alanı buldu. Tabi ki burada Çin’in önlenemez yükselişinden de bahsetmek lazım. Dev bir fabrika olan Çin’deki ucuz üretim gücünden faydalanmak isteyen ABD ve Avrupa’nın maliyetlerini düşürmek için üretim tesislerini Çin’e kaydırması kendileri için hiç beklenmeyen bir sonuç doğurdu. Çin kısa sürede bütün teknolojiyi kopyalamayı dahası geliştirmeyi başardı. Üzerine de “Kuşak ve Yol İnisiyatifi” ile İpekyolu’nu yeniden canlandırmaya başlayınca dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya doğru hareketi hızlandı. Bu zaten kararsız olan dengeleri iyice kararsız hale getiren bir süreci ifade eder ki; önümüzdeki dönemde esas paylaşım bu hat üzerindeki ticaret ve enerji yolları üzerinden şekillenecek. Ancak kötü bir durum var, İpekyolu üzerinden ne zaman ticaret kesintiye uğrasa bir savaş çıkmış, ne zaman ticarete engel olacak bir karışıklık olsa ekonomik sorun ile sonuçlanmış.

GERÇEKLER VE BEKLENTİLER

Şimdi tüm bu yukarıda saydığım gerçekler ve diğer ekonomik gelişmeler ışığında beklentilerin nereye yönlendiğine bakarsak durum dikkat edilmesi gereken bir döneme işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde dünya ekonomisinin genellikle gelişmekte olan ülkeler kaynaklı bir ekonomik durgunluğa doğru (kriz demiyorum) evrildiğini sanırım kabul etmeyen kimse yoktur. Elbette bunun her ülkeye ekonomik bazı sonuçları olacak ve tıpkı 2008 krizindeki gibi etkileri hissedilecek. Bu noktadan hareketle; bu etkilerini en aza indirecek şekilde Türkiye’nin güçlü kurumları tesis edecek ve hızlı karar alma mekanizmasını sağlayacak hükümet sistemi değişikliğini tam zamanında yaparak önemli bir avantaj sağladığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.