|

Tıraş arası sanat

Zeytinburnu’nda yaklaşık 27 yıldır berberlik yapan Ufuk Er, aynı zamanda naht sanatıyla ilgileniyor. Yaptığı eserleri dükkanının duvarlarında asan Er, “Berberliği de ahşap ustalığını da seviyorum. Yaptığım eserleri müşterilerime de hediye ediyorum” diyor.

Dilber Dural
04:00 - 18/02/2024 Pazar
Güncelleme: 00:19 - 18/02/2024 Pazar
Yeni Şafak
Ufuk Er.
Ufuk Er.

Berber dükkanları mahallenin aynı zamanda kara kutusudur. Mahallenin zengini de fakiri de yaşlısı da genci de buraya gelir. Sadece tıraş değil aynı zamanda buluşma ve sohbet mekanlarıdır. Mahallede kimin derdi var, kiminin borcu var en iyi berber bilir. Kim hangi takımı tutar, kim eşiyle kavgalıdır ona sor. Mahallenin berberi mahalle halkını bu yüzden belki de en iyi tanıyan esnaftır. Durum böyle olunca tıraş boyunca da her kesimden sohbet etmek gerekir. Berber dükkanının duvarlarını süsleyen haber kupürleri, sporcu, artist ya da siyasetçi fotoğrafları gelen her yaştan müşteriyle yapılacak sohbetler için en iyi malzemedir. Sırasını bekleyenler için ise sehpalarda günlük gazeteler ve dergiler vardır. Geçtiğimiz günlerde Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy seçim çalışmaları sırasında uğradığı bir berber dükkanını sosyal medya hesabından paylaştı ve paylaştığı bu fotoğraf bildiğimiz berber dükkanı ezberimizi de bozdu. Zeytinburnu’nun Telsiz Mahallesi’nde 27 yıldır berberlik yapan Ufuk Er aynı zamanda bir sanatkâr. Ahşap oymacılığı yapan Er, berber dükkanı duvarlarında yaptığı ürünleri sergiliyor. Berber dükkanından içeri girdiğinizde mütevazı bir resim galerisine gelmiş gibi hissediyorsunuz.

“Akıl, kuvvetten üstündür”, “Dürüstlük en büyük sermayedir”, “İnanmak tedavinin yarısıdır” yazılı ahşap tabloların yanında dükkanda ahşaptan yapılmış saat, çay tepsileri, dekoratif biblolar, yapbozlar, zeka oyunları, masaüstü kalemlikler, logolar ve takım armaları yer alıyor. Oymacılık ve naht sanatına gönül veren Ufuk Er, bu eserleri dükkanında hem sergiliyor hem de her ay bir müşterisine hediye ediyor. Çocukken babasının arkadaşının yanında başladığı mesleğini şimdilerde kendi berber dükkanında boş zamanlarında sürdüren Er, unutulmaya yüz tutmuş zanaatı yaşatıyor. Ufuk Er’in Zeytinburnu’ndaki berber dükkanına misafir olduk. Er’in hayatını, mesleğini ve yaptığı ahşap sanatını konuştuk.

İlk günkü heyecanla işimi yapıyorum

Aslen Kastamonulu olan 46 yaşındaki Ufuk Er, evli ve iki çocuk babası. Berberliğe henüz 14 yaşındayken Kastamonu’da çırak olarak başlayan Er, “O zamanlar erkek kuaförlüğüne karşı bir sempatim vardı. Şekil vermeyi seviyordum. Nasıl ki bir ağaca şekil verip güzelleştiriyoruz, ben de insanları güzelleştirmeyi seviyordum” diyerek mesleğine olan aşkını anlatıyor. Dört yıl çıraklık yaptıktan sonra zamanla mesleği öğrenen Er, 1997 yılında Kastamonu’dan İstanbul’a gelmiş. İstanbul Zeytinburnu’nda berber dükkanı işletiyor ve ilk günkü heyecanıyla işini yapıyor.

Er, aynı zamanda berber dükkanında müşterilerinden arda kalan boş zamanlarında ahşap oymacılığı yaparak unutulmaya yüz tutmuş zanaatı yaşatıyor. Ahşaptan yaptığı eserleri berber dükkanında sergiliyen Er, ahşap sanatına olan ilgisinin dedesinden geldiğini belirtiyor. Er, “Ben ilkokul çağlarındayken dedem ahşap işleriyle uğraşıyordu. Ben de o oymacılık yaparken yanına gider heyecanla onu izler, sonra yardım ederdim. Ahşaba şekil vermeyi çok severdim” sözleriyle anlatıyor. “Günün ortasında müşterilerimi beklerken boş oturmak yerine ahşap oymacılığı yapıyorum” ifadelerini kullanan Er, “Bu sanatla uğraşmak beni motive ediyor, rahatlatıyor. Benim için bir terapi gibi adeta” şeklinde açıklıyor.

Berber dükkanında yer alan ahşap ürünlerini her gün boş zamanında kıl testereyle kestiğini belirten Er, “Saat, dekoratif biblo ve takım armaları, çeşitli hediyelikler yapıyorum. Yaptığım ahşaplar, küçükten büyüğe herkese hitap ediyor. Güzel de bir işçilik çıkıyor. Takdirle karşılanıyor çok şükür. Aynı zamanda her ay müşterilerimden bir tanesine yaptığım bu dükkanda yer alan ahşap sanatlarından birisini hediye ediyorum. Er, “Ahşap sanatı bir Peygamber zanaatıdır. Selçuklu’dan Osmanlıya zirve yapan günümüz şartlarında da biraz unutulmaya yüz tutmuş. Ben de elimden geldiğince devam ettirmeye çalışıyorum” ifadelerini kullanıyor.

Müşterilerimin evinde benim yaptığım tablolar var

“Ahşap sanatı naht sanatıdır” diyen Er, “Sabır işidir. İnsana sabretmeyi, sakinleşmeyi öğretiyor. Bir nevi diyebilirim ki terapi. Sanki bir insanı saç sakal tıraşı etmekle bir ahşaba şekil vermek aynı şey gibi benim için. Çünkü ikisinde de saçları kesiyorsunuz, ahşabı yontuyorsunuz yere talaşı düşüyor. Saç sakalla birbirine karışıyor. Bu insana güzel bir feyz veriyor. Ondan dolayı bu ahşaplar değerli ahşaplar, kısmetli ahşaplar benim için. Şöyle düşünün: Bir parça odun vardır, atıp yakabilirsiniz ya da onu işe yarayan bir cisme döndürebilirsiniz. Çevremden çok iyi tepkiler alıyorum çünkü evlerinde bir ürün ya da bir sehpada bir tablo olsun diyerekten kendi kendime bir karar aldım. Şu anda müşterilerimin pek çoğunun evinde benim yaptığım bir tablo var. Ben de memnun oluyorum, onlarda memnun oluyor. Güzel bir etkileşim oluyor” diye anlatıyor.

Amacım sadece tıraş etmek değil

“Berber dükkanıma gelen müşterilerime aklımın erdiği kadarıyla hayatla ilgili bilgi veriyorum” ifadelerini kullanan Er, “O günkü gündem neyse futbol, siyaset, ekonomi, dünya gündemiyle alakalı olan biten her şeyden mutlaka konuşuruz. Bu konuşmaların arasına da mutlaka ahşap sanatını da sıkıştırıyorum. Sanat olmadan olmaz. Amacım sadece müşterileri tıraş etmek değil. İnsanların buraya gelip sohbet, muhabbet etmesi” şeklinde dile getiriyor. Özellikle dükkanında yer alan pek çok yazılı atasözlerin müşterilerinin içini rahatlatmasını istediğini söyleyen Er, “Belki rehberlik eder veya hayatlarına yön verir ya da belki bir atasözü belli bir yerden belli bir yere götürür” şeklinde açıklıyor.

#aktüel
#hayat
#toplum
2 ay önce