|

Sinemaya dair yazmanın arka planı

Güncel sinema kitap incelemelerinin yer aldığı Sinematik köşesinde bu ay akademisyen Muzaffer Musab Yılmaz’ın Türk Sinema Eleştirisinin Düşünsel Temelleri ve Hakan Bıçakcı’nın Alakalı Filmler’i kitapları konuk oluyor. Sinema yazılarının hem teorik kısmı hem de yazılan yazıların ayrıntıları ele alınıyor.

04:00 - 15/02/2024 Perşembe
Güncelleme: 00:00 - 15/02/2024 Perşembe
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv
RABİA BULUT

Yeni yıl yeni kararlar getirir. Başlangıçlar için güzel zamanlardır. Adımlar atılır. Sonrasında zaman ilerler. Alınan kararların uygulanması ise yılın gidişatını da belirler. Yıl sonunda o kararların ne olduğunun çetelesi çıkartılır. Yeni planlamalar başlar. Hayat bu şekilde uzar gider. Bir cumartesi günü kitap yazısı için oturduğum bilgisayarın başında yazının ilk cümleleri felsefi bir yerden geldi. Ama yazının devamı o şekilde olmayacak. Çünkü Sinematik köşemizde iki sinema kitabını konuk edeceğim. O kitaplar yazar Hakan Bıçakcı’nın Alakalı Filmler’i ve akademisyen Muzaffer Musab Yılmaz’ın Türk Sinema Eleştirisinin Düşünsel Temelleri kitaplarıdır. Bu köşenin temeli karşılaşmalar üzerine kurulu olduğu için bu iki karşılaşma bu ayın yazısında bir araya geldi.


SİNEMA ELEŞTİRİSİ YAZILARININ TEMELİ NASIL ATILDI

Akademisyen Muzaffer Musab Yılmaz imzalı Türk Sinema Eleştirisinin Düşünsel Temelleri kitabı doktora tezinin kitaplaştırılmış hali. Bu nokta önemli çünkü kitapta o akademik hava sizi sıkmıyor. Konunun ilerleyişini merak ediyorsunuz. Bu nokta önemli. Çünkü sinema yazıları da, kitapları da akademik bir çerçevede olmalı algısı içerisindeyiz. Algının oluşumunu ve nedenleri ayrı bir yazı konusu olabilir. Ama iyi bir kitabın hangi türde olursa olsun akıcılığı esas noktadır. Yılmaz kitabında erken Türk sineması dönemini, dönemsel tercihinin sebebini ve teorik altyapısını nasıl temellendirdiğini açıklayarak başlıyor. Teorik altyapı temellendirmesinde sosyal bilimci Pierre Bourdieu devreye giriyor. Onun sosyoloji ve toplumsal dünya arasındaki kurduğu teorik bağ Yılmaz’ın araştırmasının temellendirmesini “Sanat alanı ve genel olarak sanat ürünleri de toplumsal eksenin parçalarını oluşturan anlayışlardan, bakış açılarından bağımsız değildir. Kültürel üretim alanı da bundan dolayı makro düzlemde görülen ayrımlarını görünür olduğu alanlardır.” teorisinden yapıyor. Sinemamızdaki üretimlerin sayısı, niteliği toplumsal ve siyasi atmosferle ilişkilidir. Sinema eleştirisinin oluşması da bunların hepsinin birbiriyle ilişkisinin sonucunda ortaya çıkar ya da çıkmaz. Bu noktada devreye 1940-1960’lı yıllardaki iktidar partisi Demokrat Parti’nin ekonomik hamleleri, sosyal hayata yansımaları devreye giriyor. Kitabın adında geçen “düşünsel” kısmı boşuna değildir anlayacağınız. Yılmaz adım adım o kavramını açıklar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarındaki planlı sanat üretim faaliyetleri bu dönemde yerini liberal ekonomi anlayışına paralel serbest bir şekilde yapmaya bırakılır.

Sinemamız o yıllarda Amerikan ve Mısır filmlerinin uyarlamalarıyla bir hareketlilik kazanır. Bu hareketlilik seyircide bir karşılık bulur. Ama bu karşılık tüketmek üzerinedir. Sinema eleştirileri de kendilerine dergilerde yer bulur. Dergiler sosyal ve siyasi düşünceye göre sinema yazılarına yer verir. Gazetelerde çok yer bulmaz çünkü oradaki yazılar bilgilendirme ve filmlere davet üzerinedir. Dergiler alana daha uygundur. Kitabın cafcaflı ve merak uyandıran kısmı buradan başlar. Çünkü sinema eleştirileri anlı şanlı devreye girer. Çünkü o dönemde yazılan yazılar, karşılık bulur. Yönetmenler karşı yazılar yazar. Ve ortam sinema namına şenlenmiş. Bu hareketlilik teori anlamında üretimi de sağlar. 1940-1960’lı yıllarda sinema eleştirisinin düşünsel temellerinin ürünlerini veren isimler kim derseniz. Hemen yazalım; Atilla İlhan, Nijat Özön, Semih Tuğrul, Halit Refiğ, Tarık Dursun K. ve Çetin Özkırım’dır. Kitapta her birinin biyografileri ve sinemayla olan ilişkileri de yer buluyor. Onların sinemayla ilişkileri “halkı aydınlatmalı” düşüncesi üzerinedir. Yazılarındada bunun için gerekenler ve yapılan hatalar yer bulur. Birlikte ömrü uzun olmasada sinema dergisi çıkaranlarda olur. Mesela Nijat Özön ve Halit Refiğ birlikte Sinema Dergisi’ni çıkarır. Film festivalleride düzenlerler. Hatta jüri olarak yer aldıkları Türk Sinema Sanatçıları Derneği ile İstanbul Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği festivalde ödül verecek film yoktur diyerek, ödül vermezler. Bu karardan sonrada yönetmenler ve sinema yazarları arasında soğuk rüzgarlar eser.

Türk Sinema Eleştirisinin Düşünsel Temelleri içerik anlamında zengin ve akıcı bir okuma sağlıyor. Yeni bilgilerin kapısını açarken yeni sorularda sorduruyor. Onlardan bir taneside günümüze bakılırsa nasıl bir tablo çıkar? Maalesef cevabın iç açıcı olacağını düşünmüyorum. Doruk Yayınları’ndan çıkan Türk Sinema Eleştirisinin Düşünsel Temelleri ilgilisini, meraklısını bekliyor diyelim ikinci kitabımıza geçelim.


Filmler alakalı da Türk sineması nerede?

Alakalı Filmler kitabı Yazar Hakan Bıçakcı’nın çeşitli dergilerde yazdığı yazıları bir teme 3 film etrafında düzenlediği yazılardan oluşuyor. Kitap için yeni yazdığı yazılarda olduğunu belirtmek gerekir. Sinema yazını anlamında totalde 33 yazı bizimle buluşuyor. Seçilen temalar ve birbiriyle ilişki kurulan filmler dünya sineması namına ufuk açıyor. Aynı şekilde türler noktasında da zengin bir resim sunuyor. Ama seçilen temalar ekseninde ilişkilendirilen filmler arasında sinemamıza ait filmler maalesef çok fazla yer bulmuyor. 33 yazı içerisinde 99 filmin adı geçtiğini düşündüğümüzde bu noktanın dikkat çekmemeside pek mümkün olmuyor. Seçilen temaların bize sunulduğu giriş kısmı ve ilk başlığın etkileyiciliği de kitabı iyi yapan noktalardan bir tanesi. Aile sistemini eleştiren filmlerinin ele alındığı yazı sizi “Aile salonumuz dağılmıştır” diyerek karşılıyor. Aynı zamanda sonuç kısmında yazıların bağlandığı teorik noktalarda okuyucuyu besliyor ve sorular sorduruyor. İzleme listelerini bereketlendirecek kitap, okuyucularını bekliyor.


#hayat
#aktüel
#kitap
2 ay önce