Yazarlar Selman Cahit

Selman Cahit

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı

22 yıl önce Yeni Şafak’ta yollarımız birleşti ve hiç ayrılmadı. İlk yıllarda gazetenin teknik servis sorumluluğu ve musahhihliğini birlikte yapıyordu.

Yaptığı işin hakkını veren bir insandı.

İş bitmeden iş yerinden ayrılmazdı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Selman Cahit
Haber Merkezi 07 Mart 2018, Çarşamba Yeni Şafak
Selman Cahit yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Mesai demek onun için işin bitmesi demekti.

İş yerinde sorumlusu olduğu arkadaşlarının hakkını ararken de kendi hakkını unutan bir insandı.

Parayla pulla hiçbir zaman işi olmadı ama hep ekonomik sıkıntı çekti.

Özellikle gazeteden kısa süreli ayrıldığında ekonomik olarak ne kadar sıkıntı çektiğine şahidim.

Son on yıldır evden gazetenin bulmacalarını yapıyordu.

Şehrin kalabalıklığından kaçtı. Çekmeköy’de yeşili bol bahçeli bir evde yaşıyordu.

Son dönemlerde gözden uzak olsak da gönülden uzak olmadık.

Kedilerin nüfusu evin nüfusundan her zaman fazlaydı.

Bahçe işleri ile uğraşmayı seviyordu.

Sigara ve çay bir de şiir hiç vazgeçemedikleriydi.

Geride çok sevdiği pırıl pırıl 3 kız ve inanılmaz fedakar bir eş kaldı.

**

Selman Cahit kim mi?

Facebook paylaşımlarından derlediklerimle işte o adam;

O zamanlar bir arkadaşım dedi ki:

“Neden bu kadar çalışıyorsun, paramızı bile alamıyoruz.”

Benim kelle koltukta mücadele veren güzel insanlara destek verecek bir özelliğim de yoktu, fırsatım da olmamıştı.

Yapabileceğim tek şey buydu.

**

Ezan okunuyor, camiye giriyorum. Benimle beraber birçok insan da giriyor. Hiçbirini tanımıyorum. Namaz kılıyoruz orada; bir de imamımız oluyor, yine tanımadığımız. Bize cemaat diyorlar.

Sonra işim falan oluyor, başka bir mahallede yakalanıyorum başka bir ezana. Allah’ın evi çok elhamdülillah. Başka bir camiye giriyorum böylece; başka tanımadıklarımla.

Başka bir imamımız oluyor, tanımadığımız. Namaz kılıyoruz. Bize yine cemaat diyorlar.

Bazan kaçırıyorum cemaati. Hatta namazı bile. Allah affetsin. Ama sonra yine bir inayetullah ile bir başka camide bir başka namazı kılıyorum, ufak bir kalabalıkla.

Yahu bize orada da cemaat diyorlar.

Bakıyorum, o insanların hepsini seviyormuşum meğer. İmamlarımızı da.. Daha iyisi, onlar da beni seviyorlar sanki.

Evet, evet...

Biz cemaatiz, bizde fitne yok, sevgiyle kılarız namazlarımızı, bazan aynı camide, bazan başka bir yerde, başka insanlarla, başka imamlara uyarak.

BİZ CEMAATİZ GERİSİ YALAN!

**

Rahmetli babam kaymakamdı Posof’ta. Bir Ramazan günü Günbatan köyüne gittik.

Altı kişiydik arabada. Ben, babam, şoför Feyyaz Ağabey, ziraat memuru, tapu memuru ve bir polis. 11 yaşındaydım ve oruçtum.

Dönüşümüz iftara yakın bir saatte başladı. Köylüler orucu yolda açacağımız için gözlemeler, peynirler, yumurtalar, dolmalar hazırlamışlardı. Babam içlerinden sadece el kadar bir ekmekle, birkaç parça peynir seçti. Diğerlerini almadı. İçim gitmişti benim. Yolda altı kişi o kadarcık nevaleyle oruç açtık. Sadece açtık, ama hâlâ açtık. Babam öyleydi. Kapıya yoğurtlar, yumurtalar, canlı tavuklar, kuzular getirirlerdi de, hiçbirini ayırdetmeden hepsini geri gönderir, gönderirken de çıkışırdı. Ben mi sormuştum, bilmem. Bir vesileyle bana sebebini de söyledi. Dedi ki: “Bu hediyeleri alsam, sonra hediye edenin bir işi düşse kaymakamlığa, pek de yapılmaması gereken bir iş olsa... O zaman ne olur biliyor musun? Yapmazsam ayıp olur, yaparsam günah.”

Bugünlerde bu tür hassasiyetleri hatırlamamız iyi olur gibi geldi, o saikle yazdım.

**

Bulmaca hazırlarken karşı olduğum TDK uydurması kelimeleri neden kullanıyorum?

Uydurukları kullanarak eski kelimeleri hatırlatıyorum.

Çünkü maalesef yeni nesil eskileri hiç bilmiyor.

**

“Biri ‘feda’ ederken diğeri ‘kâr’ ediyorsa, buna ticaret denir” diye bir söz okudum.

Bir baktım, internette kullanmayan kalmamış.

Tam aksine inanıyorum.

Karşılıklı fedakârlık mı olurmuş?

Karşılıklı kâr edilen durum tam da ticarettir.

**

İnsan değil, ölüm geçicidir.

**

Sakal bırakın, evlenin ve çocukları sevindirin. İlkinde kendiniz, ikincisinde eviniz, sonuncuda bütün dünya güzelleşir.

**

Facebook yeni yılımı kutlamış.

O kadar insanın beni sevmesini istemezdim doğrusu, ben politikacı değilim.

41 kişi bile çok. 4-5 kişi yeter. Ya da bir...

**

Yolda O’nun nimetleriyle karşılaşırsın. Şiir tam oradadır.

««

Bugünün şiiri yırtmaçlı; bir ucundan iffeti kaçmış.

**

Anne ben gidiyom dostlara karşı.

**

Bir yıldız daha kaydı.

Tıpkı Nusret Özcan, Hamit Can, Mustafa Cambaz, Akif Emre gibi.

Selman Cahit’i de dün uğurladık.

Yeni Şafak Gazetesi’nin çok iyi anlaşan ve sevilen beş iyi insanı.

Hepinizi iyi bilirdik.

Mekanınız cennet olsun.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.