Yazarlar İşler karışıyor, tablo değişiyor

İşler karışıyor, tablo değişiyor

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi Öğün Gazete Yazarı

Coğrafyamızda şâhitlik ettiğimiz son gelişmelerin niteliği ve geleceği hakkında kafalarımız bir hayli karışmış durumda. ABD’nin Kudüs’ü İsrâil’in başşehri olarak tanıması, elçiliğini tantanalı bir törenle Kudüs’e taşıması; üstelik bunu tam da Ramazan ayının başladığı târihe denk düşürmesi, Kutsal Topraklarda kilise açma girişimi, Fransa’da yüzlerce tanınmış figürün Kur’an-ı Kerim’den bâzı âyetleri çıkarmayı teklif eden bir bildiri yayınlaması üst üste geldi. Bu arada, tuhaftır, epeydir ara veren ve “İslâmî terör” olarak tanımlanan terör nedense birdenbire uyanıverdi. Kiliseler basılıyor; “ Cihatçı teröristler” kanlı bıçaklı eylemlere girişiyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Süleyman Seyfi Öğün : İşler karışıyor, tablo değişiyor
Haber Merkezi 10 Mayıs 2018, Perşembe Yeni Şafak
İşler karışıyor, tablo değişiyor yazısının sesli anlatımı ve tüm Süleyman Seyfi Öğün yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Tablo hızla değişmekte. Astana, Soçi, Cenevre süreçlerinden ümitlenip, tam “Suriye meselesi çözülmek üzere” derken, iklim alt üst oluverdi. Artık farklı aktörler devreye giriyor. Fransa’nın süreçlere dâhil olmaya çalıştığını görüyoruz. Düne kadar coğrafyanın esaslı gücü olarak anılan Rusya’nın ise âniden etkinsizleştirildiğine şâhit olmaktayız. (Netanyahu’nun Rusya ziyâretini biraz da bir “sus payı” görüşmesi olarak değerlendiriyorum). Bugüne kadar pek ortalıkta olmayan İsrâil ise artık sahnede. ABD’nin neredeyse koşulsuz desteğini arkasına alarak sağa sola tehditler yağdırıyor. Hamas, İran ve onun Doğu Akdeniz’e uzanan unsuru olan Hizbullah hedefe konulmuş vaziyette. Irak Savaşı ile başlayıp “Arap Baharı“ ile devâm eden “Ortadoğu” daki kanlı süreçler tırmanıyor ve yayılıyor.

Görünen o ki, önümüzdeki zaman zarfında coğrafya daha da beter hâle gelecek. Bu tırmanış ve yayılış süreçlerinin bir şekilde Türkiye’yi de etkileyeceği âşikâr. Mâvi Marmara saldırısı ile kopma noktasına gelen İsrâil-Türkiye ilişkileri bir şekilde tâmir oluyor derken, Kudüs operasyonu ile bu süreç de akâmete uğramış görünüyor. İsrâil Filistinlileri katlettiği sürece -ki bu hususta en küçük bir geri adım yok-gidişât Türkiye-İsrâil ilişkilerinin de bozulacağı istikâmetinde. (Büyükelçilerin karşılıklı olarak geri gönderilmesi de buna işârettir). Anlaşılıyor ki İsrâil cepheyi alabildiğine büyütmek istiyor. İlk düşündükleri nasıl bir zamanlar nasıl İran ve Irak savaştırıldıysa bunun bir benzeri olarak Türkiye ile İran’ı savaştırmaktı. Ama ne Türkiye ne de İran bu oyuna geldi. O zaman geriye tek bir seçenek kaldı: Her ikisini de düşmanlaştırıp ortak hedefe koymak. İran zâten hedefte. İstenen bu tabloya Türkiye’yi de eklemek. Tabiî ki bu bir anda olmayacak. Ama yavaş, yavaş bunun adımlarının atıldığını; yollarının döşendiğini düşünüyorum. Kanâatim odur ki; Türkiye’yi en hassas olduğu Filistin meselesi üzerinden tahrik edip mindere çekmek istiyorlar. Biliyorlar ki Filistinlilerin dünyâdaki biricik dostu Türkiye’dir ve Filistin meselesi tırmandırıldıkça Türkiye buna sessiz kalmayacaktır. Haydi adını koyalım; Kudüs kararı sâdece İsrâil’in gönlü hoş olsun diye alınmadı. Amaç Türkiye’yi tabloya iliştirmek. Kudüs meselesi biraz da bunun için erkene çekilerek devreye sokuldu.

Risk biraz da şurada: Bunlar, dozajı arttırılan bir anti-İslâm kampanya ile birlikte yürütülüyor. İslâmîyeti, sanki tanımı gereği bir terör yatağı olarak gösteren faaliyetler arttırılıyor.

Düne kadar içinde farklı güçlerin yer aldığı bir Suriye meselesinden bahsediyorduk. Ama son gelişmeler bundan sonra Suriye meselesini başka meseleler üzerinden konuşacağımızı gösteriyor. İsrâil’in Esad’a fütursuzca, “gerekirse seni öldürürüz” demesi bu dediğimiz hususu işâret ediyor.

Derleyip, toparlayarak ortaya koyacak olursak ; 1)Rusya’nın pasifize ediliyor. 2)İran Lübnan’dan başlayarak İran’ın süpürülmek isteniyor. 3) İran aynı zamanda “içeriden” dönüştürülmek isteniyor. 4) Hamas ve Filistin davası ezilmek isteniyor 5) Türkiye üzerinde siyâsal sonuçları da olan mâlî bir baskı kuruluyor. 6)Filistin meselesi keskinleştirilerek Türkiye tabloda İran’ın pozisyonuna düşürülmek isteniyor.

Ama bu siyâsetler o kadar da kolay hayâta geçecek görünmüyor. Sürçtüğü iki odak var. İlki İran petrolüne bağımlı olan Çin ve Hindistan. Diğeri ise Avrupa. Yegân yegân bakalım: İngiltere Rusya’nın etkinliğinin kırılması konusunda ABD ile ortak çalışıyor. Lâkin ne İran ne de Türkiye konusunda ABD ile yakın gözüküyor. Tam tersine ABD-İsrâil kurgularına kesin olarak îtirâz ediyor. İsrâil’in siyâsetlerini ve uygulamalarını ise eleştiriyor. Fransa da benzer durumda. Rusya konusunda fazla ileri gittiklerini fark ettiler. Frene bastılar. Rusya’yı kaybetmek istemediklerini anlıyoruz. Benzer olarak Almanya, en yetkili ağızlarından bundan sonra AB’yi yalnızlaştıran ABD ile ortak hareket etmeyeceklerini açıkladı. Almanya Kudüs kararı ve İsrâil’in uyguladığı şiddete karşı en üst perdeden karşı çıkıyor. En tipik tepki ise Belçika’dan geldi. Ölen Filistinlileri terörist olarak tanımlayan İsrâil elçisi Bakanlığa çağrılıp düpedüz azarlandı.

ABD’ ve İsrâil’in birlikte icrâ ettikleri senaryo, sıkıntılı günler yaşayan Avrupa Birliği’nin desteğini alabilmiş değil. Almanya, İngiltere ve Fransa’nın dışında kaldığı, çekince koyduğu, hattâ eleştirdiği ABD siyâsetlerinin yürütülmesi o kadar da kolay olacak görünmüyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.