YazarlarKorkunun ecele faydası

Korkunun ecele faydası

Rasim Özdenören
RasimÖzdenörenGazete Yazarı

Korkunun ecele faydası yok, diyor atalarımızın bir sözü.

Acaba?

Peyami Safa’nın 9. Hariciye Koğuşu romanının kahramanı, bacağından ameliyat olmayı beklerken, ameliyatı sırasında en çok “korkmaktan korktuğunu” söylüyordu. İstiyordu ki, ameliyata, korkusuzca, cesurca tahammül etsin ve operasyon öylece sonuçlansın. Ama böyle düşünmek, bir bakıma, can taşımıyor olmayı tazammun etmiyor mu? İnsanın, canının acımayacağını düşünmesi, ancak canının var bulunmamasıyla kaim olabilir. Canlı gövde acı duyar. Canlı gövde, en pörsümüş halinde bile acı duymaya istidatlıdır. Acı duyma istidadının ortadan kalkmış olması demek, o gövdenin ölü hale gelmiş olmasıyla eşanlam taşır. Gövde ne denli canlıysa, bu demektir ki, ne denli genç ve körpeyse, onun acı duyma istidadı da o denli yüksek olur. Böylece, acı ile canlılık; canlı olmayla da gençlik arasında ilgileşim bulunduğunu söylemiş oluyoruz.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Rasim Özdenören : Korkunun ecele faydası
Haber Merkezi05 Ekim 2017, PerşembeYeni Şafak
Korkunun ecele faydası yazısının sesli anlatımı ve tüm Rasim Özdenören yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Hâce Yusuf-i Hemedanî, “canlı, avunup teselli olan kişidir” diyor. Ve ekliyor: “Hayat da avunmak, teselli olmaktır.” Ancak canlıların (mahlûkatın) teselli ve huzur bulma yerleri farklıdır. ... “Çünkü dünya metaı ile huzur bulup avunma konusunda tüm hayvanlar, böcekler, vahşi ve ehli hayvanlar, kuş ve balıklar ortaktır.” (Hayat Nedir, İnsan Y., çev: Necdet Tosun, İst. 1998, s. 54).

Demek ki, canlı olmanın ve canlı kalmanın asgari şartı, dünya ile irtibatlı bulunmaktır ve dünya ile irtibat kurma hususunda insanla böcek aynı seviyede durmakta ve bulunmaktadır. Böcek ve hayvan makulesindeki öteki mahlûkat için dünya irtibatı yalnızca canlı kalmak gibi bir işleve sahiptir. Bu nedenle hayvanlarla aynı seviyede yaşamayı talep eden insan için: “Bırak onları, yesinler, zevk alsınlar, ümit onları avundursun; ilerde görecekler.” denilmiştir (Kur'an: 15/3). 

Gövdenin canlı ve sağlıklı biçimde muhafazası, insanın, asıl yurdu olarak gösterilen ahret hayatına hazırlanabilmesinin ön şartı olarak görünüyor. Bu bakımdan, gövdenin acı duymasından kaygılanıyoruz. Acı duyma doruk noktasına ulaşınca, belki de acı zıddına inkılâp edecek ve acı duyulmaz hale gelecektir (ölü olma hali). Romanın kahramanının korkmaktan korktuğunu, böyle de okuyabiliriz: acı duymak, bir bakıma emaneti muhafaza edememek anlamına gelebileceği gibi; bir bakıma da, acının zıddına dönüşmesini tazammun eden bir anlama da çekilebilecek ve ölüm korkusuyla eşleşebilecektir. Acı çekmenin hayatta kalma istenciyle örtüştüğü de söylenebilecektir böylece.