Yazarlar Kudüse giren fil ve yalnızlaşan Filistin

Kudüs’e giren fil ve yalnızlaşan Filistin

Özlem Albayrak
Özlem Albayrak Gazete Yazarı

İlk olarak geçtiğimiz Aralık ayında ABD’nin Kudüs’te Büyükelçilik açacağı haberiyle karışmıştı ortalık, biliyorsunuz.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Özlem Albayrak : Kudüs’e giren fil ve yalnızlaşan Filistin
Haber Merkezi 09 Mayıs 2018, Çarşamba Yeni Şafak
Kudüs’e giren fil ve yalnızlaşan Filistin yazısının sesli anlatımı ve tüm Özlem Albayrak yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Kudüs üç dinin kutsal kabul ettiği, üç dinin mabetlerinin, Peygamber kabirlerinin bulunduğu, hassas ve çok hassas dengeler üzerinde duran bir şehirdi. O derece ki, Kudüs’te bir kadim Peygamber makberine giriyordunuz sözgelimi, bölünmüş mekanın bir tarafında Yahudiler’in ibadet ettiğine, diğer bölmesinde de Müslümanlar’ın namaz eda ettiğine şahitlik edebiliyordunuz. Kudüs, sürekli ve yoğun bir gerginliğin, uhrevi havayı kurşun gibi ağırlaştırdığı, çok özel bir bölgeydi.

Kudüs’te büyükelçilik açmak demek, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak anlamına gelirdi ve bunu yapan hangi ülke olursa olsun züccaciye dükkanına girmiş bir filin vereceği zarar kadar, belki daha da çok bölgedeki barışa zarar verirdi. Kudüs’te büyükelçilik açma kararını alan da yeni bir kıyıma, katliama, belki şehri birbirine katabilecek denli büyük bir kargaşaya sebep olacağını bilerek bu kararı alırdı. Aralık ayında Trump’ın Kudüs’te büyükelçilik açacaklarını açıklaması bu yüzden tepki çekmişti.

Zaten Kudüs, Birleşmiş Milletler kararına rağmen 1947 yılından bu yana İsrail’in fiili işgali altında. İsrail, şehrin Filistinliler’e ayrılan bölümü de dahil olmak üzere tümünü kontrol ediyor. Mescid-i Aksa’ya giriş kapılarında, silahlı askerler arama ve kontrol yapıyor. Onu bırakın, Filistin kimliği taşıyan herhangi biri Kudüs’te yaşamıyorsa, dışarıdan Kudüs’e girmesi de mümkün olmuyor. Eğer Kudüs’te doğmamışlarsa, Filistinliler hayatları boyunca Kubbet-üs Sahra’da ya da Mescid-i Aksa’da bir vakit namaz bile kılma imkanı bulamadan bu dünyadan göçüp gidiyor. Kudüs’teki durum yani, Filistinliler aleyhine yeterince ağır ve ayrımcı şartlar içeriyordu. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, sözkonusu duruma bile rahmet okutacak kadar çözümsüz problemlere sebebiyet verebilirdi.

Bu yüzden ABD’nin kararı büyük tepki çekti. Yılın son günlerine doğru, Türkiye’nin öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı toplandı. İslam ülkeleri Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıma kararı aldı. Bu kapsamda bir bildiri yayınlandı, bildiride “ABD yönetimi barış sürecindeki rolünden çekilmeli” çağrısı yapıldı. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas da bundan böyle barış görüşmelerinde ABD’yi istemediklerini bildirdi.

Yine de Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararından vazgeçmedi. Tepkilerin üstünden 5 ay bile geçmeden karar uygulanmaya kondu. Önceki gün, Kudüs’teki ABD Büyükelçiliği açıldı. Ekranların bir köşesinde Trump’ın kızı ve Yahudi asıllı damadının kurdele kesme görüntüleri varken, bir tarafta da Kudüs’te açılan bu elçiliği protesto eden Filistinlilere uygulanan İsrail şiddeti vardı. Bir yanda gülen, mutlu yüzler varken; bir yanda bebekler ve yaşlılar dahil olmak üzere öldürülen onlarca sivilin ve yaralanan binlercesinin kanlı yüzleri ekranlara geliyordu.

Yine bir Ramazan’a daha yani, Filistinliler’in şehit bedenlerine bakarak, onlara yeteri kadar destek olamadığımız, onları gereğince koruyamadığımız için, kahrolarak girdik. Gazze’de 60 şehidi ve 1700 yaralısı var İslam dünyasının. İsrail hemen her yıl Filistinliler’i katlediyordu ama rakamların bu kadar yüksek olduğunu hiç hatırlamıyorum. ABD’nin Kudüs’teki kırıp dökmelerinin sadece başlangıcı üstelik bu. İsrail, ABD’nin desteğini yanında hissettikçe daha da vandallaşacak, daha da canileşecek. Yıllarca, sudan sebeplerle Müslüman öldürmüştü, ama şimdi bunu hiçbir çekince duymadan, göstere göstere yapacak.

Geldiğimiz noktada Filistin daha yalnız. İslam dünyası da öyle. Çünkü, Suudi Arabistan ve hempaları da artık bıraktığımız yerde değil, tıpkı Mısır’ın olmadığı gibi. Birkaç yıl içinde Arap yarımadasını düşmanlık tohumlarıyla doldurmayı başarabilen, İsrail ve ABD çıkarlarını dindaş ve komşu oldukları ülkelerle dostluğa önceleyen iki prens; Biri Birleşik Arap Emirlikleri veliaht Prensi Muhammed bin Zayid, diğeri Suudi Arabistan veliahtı Muhammed bin Salman; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni fiilen yönetiyor ve herkesin pekala bildiği gibi bu iki prens, İsrail çıkarlarını Filistin’e açıktan değilse de el altından önceliyor. İki taraflı bu gizli destek de, İsrail’e Ramazan ayına girerken 60 Filistinliyi öldürme, bin 700’ünü de yaralama cüreti veriyor.

Öyle görünüyor ki, bu krizin de üstesinden Türkiye gelecek. Daha doğrusu gelmek zorunda, zira Filistinliler tarihleri boyunca hiç olmadığı kadar korunmasız durumda. Allah yardımcımız olsun.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.