Yazarlar Sorun çıkarırsanız, dikine kalkan uçaklar alırız

Sorun çıkarırsanız, ‘dikine kalkan’ uçaklar alırız!

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı

4 Haziran’da ABD Dışişleri Bakanı ve eski CIA Direktörü Mike Pompeo ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bir araya gelecekler...

Bu görüşme bir seri gelişmenin son aşaması, daha kalıplı gelişmelerin ilk adımı olacak...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Nedret Ersanel : Sorun çıkarırsanız, ‘dikine kalkan’ uçaklar alırız!
Haber Merkezi 28 Mayıs 2018, Pazartesi Yeni Şafak
Sorun çıkarırsanız, ‘dikine kalkan’ uçaklar alırız! yazısının sesli anlatımı ve tüm Nedret Ersanel yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Dosyanın ‘içindekiler’ bölümünün ilk sırasında Münbiç yazıyor olabilir, ikinci sırasında da S-400 ve F-35. Oysa bu konular, en azından ilk madde bağlanmış durumda.

İş, bağlanmamış ve rabıtalı maddeleri anlayıp anlamadığımızda. Bırakın geleneksel medya ve kapısında bekleyen türedi uzmanlar, aleni Münbiç takvimini, ‘paylaşımın’ nasıl olacağını yazmaya, anlatmaya devam etsinler...

Biz, ABD-Türkiye’nin ‘anını’ anlatalım...

‘SİSTEMİN AMENTÜSÜ YIRTILDI’...

Amerika’nın gücü bize hâlâ yetiyor mu?

Maalesef öyle. Ama sanıldığı gibi siyasi, ekonomik, hegemonik kuruluşlar veya askeri kıyaslamalar nedeniyle değil! Bizim yüzümüzden...

Önce, en önce, tam şu anda bunu halletmemiz gerekiyor. ABD ile çıkarların çatıştığı bir konuda yüzleşmek zorunda kaldığınızda, isteklerini dikte eden/edebilen muktedir bir ülkenin varlığına ilişkin kabul, Washington’dan daha çok Türkiye’de, gazetecilerimizde, yazarlarımızda, akademisyenlerimizde, ‘aydınlarımızda’ bulunuyor. Büyük dert.

Bir yere kadar hak da veriyoruz. Amerikan nüfuzu o denli eski, derin ve hacimli ki, gücü ve kırılma noktalarına ‘doğallıkla’ körleşiliyor. Madde bağımlılığı gibi. Entelektüel alışkanlık ve konformizm, minik dozları kamuoyuna vermeye devam ediyor. Afyon gibi...

Acı gerçek şu ve ABD bile bununla yüzleşmeye başladı: “Amerika Birleşik Devletleri, Soğuk Savaş’ın başlangıcında inşa ettiği mimariyi yeniden canlandıramıyor ve bunu yapmaya çalışmanın anlamsızlığını anlıyor”!..

Bahis ettiğimiz şey, global Amerikan hegemonyasını koruyan “düzen”dir. Uçak gemilerini Çin’in, Rusya’nın, Akdeniz’in kalbine dayayan, rating kuruluşlarını, Dünya Bankası’nı, IMF’i, BM, NATO, AB’yi ve ilişik türevlerini ‘istediği gibi olmayan’ ülkeleri cezalandırmakta kullanan, enerjiyi ve yollarını kesen sistemin, “amentüsü” yırtıldı!

TÜRKİYE’NİN ÜRETTİĞİ STRATEJİK FAYDAYI TOPLAMDA SAĞLAYACAK ÜLKELER LİSTESİ...

Bu yüzden Ortadoğu’nun geleceğine yönelik her çözümleme denemesi, ‘ABD’nin de bir planı yok’ açılış cümlesiyle başlıyor. Buna rağmen, Ortadoğu’da onunla masaya oturan herkesin eli-ayağı kesiliyor.

Kabul; ABD ‘sendeliyor’ ve düşmesi başka ülkenin düşmesine benzemez. İş, düşeceği yerde olmamakta. Bu da gücün bir farklı ifadesi ama ‘korkma’ zamanı hiç değil!

Doğu Akdeniz, ABD’nin bölgesel stratejisinin yokluğunun ABD’nin çıkarlarına zarar verdiği en önemli bölge. Neden? Çünkü Büyük Ortadoğu’nun ve Avrupa’nın her yerindeki Amerikan temel çıkarlarına metastaz yapıyor!

Amerika; Türkiye, Rusya, Çin ve İran gibi ülkeleri bölgedeki etkisini eriten güçler olarak görüyor. Ortadoğu ve Doğu Akdeniz için planlarının olmaması da onu daha tehlikeli hale getiriyor. Yani çıkarları devam ediyor ama etkisi azalıyor!

Yalan söyleyemeyiz, adı geçen ülkeler ve bir düzine kadar diğerleri, ABD/Batı’nın bölgenin nefesini kesen ağırlığını itmeye çalışıyor. Ama bunu ne biz başlattık ne de sorumlusu biziz.

Tam da, “Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini, yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini” ifadesinin karşılığını bulduğu yerden —ikinci kez— kalkmıştır Türkiye!

Bu yüzden Münbiç’te ne olacaksa, Türk çözümüne yakın gözükse de, hatta öyle olsa da, bu işin burada bitmeyeceğini anlamalıyız. Başbakan Yıldırım’ın, ‘doğusu nasıl olduysa batısı da öyle olacak’ sözlerinin gerçekleştiğini gözlerimizle görüp, ellerimizle tutmalıyız. Çünkü ABD maşalarından vazgeçmeyecek!

ABD’nin Türkiye’yi nasıl tartacağı bölgenin geleceğini ve Amerika’nın buradaki rolünü şekillendirecektir.

Bu cümle kimseye çekici gelmesin. ‘Eli mahkûm’ demek değildir. Mahkûm dahi olsa Washington aklı ‘alternatifler’ üretecektir. Bu iş böyle yapılır zaten; tam karşılasın-karşılamasın sağladığımız stratejik faydayı ikame edecek ‘gönüllü’ seçenekleri ‘besleyecektir’...

Ama şu anda ‘iyi davranmak’ zorunda. Yumuşak akıllar, evlerinin duvarına şu cümleyi assınlar, “Türkiye-ABD ilişkisinin Soğuk Savaş’ın romantik günlerine dönme olasılığı yoktur”. Paradigma değişti! Bu yüzden her göz süzmeye, mendil atmaya eğilmek iyi fikir değil!

SEÇİM: BAŞKAN ERDOĞAN KONTROL EDİLEMEZ!

ABD, 24 Haziran’da sandıktan çıkması en muhtemel ismin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu biliyor. Suriye’de iki ülkenin çatışma noktasına kadar yükseldiğini de unutmuyor. Ankara’nın bunu göze alabildiğine şaşırıyor, unutmayacak ama bununla şaka yapmayacak.

Erdoğan’ın dengeleri koruma arzusuna inanıyor. Mesele şu ki, o dengeler ABD çıkarları ile tam örtüşmüyor. Sıkıntı burada. Seçime kadar Erdoğan’a sandıktan çıkacak desteği mümkün olduğunda eksiltmeye çalışacaklar.

Sonrasında da, karşı kefelere ağırlıklar koyacaklar. Ham içeride hem dışarıda.

Bu aklın doğal sonucu olarak Rusya, Türkiye ve İran gibi ülkelerde, Amerikan hegemonyasına direnen kanaat odaklarına yönelik, “ataklar” da gelecektir!

Sonraki yazıda çok sayıda ülkeyi, dengeyi bağlayan, S-400 ve F-35 dahil bir network şeması sunacağım. Böylece ilk kez, ‘gizli ortaklarımız’la tanışacaksınız...

Fragmanı başlıktadır...

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.