YazarlarHollywood yıldızları, Suud prensleri, İran bütçesini sızdıranlar

Hollywood yıldızları, Suud prensleri, İran bütçesini sızdıranlar...

Nedret Ersanel
NedretErsanelGazete Yazarı

Kalemleri tek tek yazıp, yekûnu bir türlü tutturamayan bir dış politika okuma anlayışımız var. Bu da tartışmanın uzayıp gitmesi anlamına geliyor. Yani, Tahran’ın hemen anladığını dünyanın anca, Türk entelektüellerinin anlamaması özel bir durum...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Nedret Ersanel : Hollywood yıldızları, Suud prensleri, İran bütçesini sızdıranlar...
Haber Merkezi 23 Aralık 2017, Cumartesi Yeni Şafak
Hollywood yıldızları, Suud prensleri, İran bütçesini sızdıranlar... yazısının sesli anlatımı ve tüm Nedret Ersanel yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Oysa İran’ın aldığı mesaj/çıkardığı ders tek cümlelik: “Jeopolitik artık önceliğiniz değil”. Bitti.

Ankara bunu anladığı için tarihinde nadir görülen biçimde Tahran’a yakınlık gösterdi.

Protesto eylemleri Ankara’nın Tahran’da olası istikrarsızlıktan en rahatsız olacağı döneme denk geldi. Ülkede şu an yaşanacak bozulma, bölgede binbir eziyetle kurulan dengeleri, kurulacak gelişmeleri bozabilir.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: «Başka hiçbir dünya liderinin böyle destekleyici açıklamalarda (ABD ve İsrail’i kastediyor) bulunduğunu görmedim. Rejimi sevmeyebilirsiniz ancak İran devlet başkanı ve hükümeti, dini lider dışında sadece seçim yoluyla değiştirilebilir. Bunlar İran’ın içişleri ama İran’ın istikrarı komşuları için önemlidir”...

TALEP, ‘DAHA ÇOK PARA’DAN ‘PARA

NEREDE’YE YÜKSELDİ Mİ, RENK DEĞİŞİR!..

Protesto eylemlerinin haklı/haksız bir seri gerekçesi olabilir ama sayılanlar içinde somut/elle tutulur tek kanıt, “bütçede yer alan kimi bilgilerin sızdırılması”. Neden, kimler tarafından faş edildiği üzerine düşünüldüğünde mesele çözülür.

Ekonomik sıkıntıların siyasi sonuçlar üretebilecek denli kitleleri harekete geçirmesi iki yolla olur: bir, orta sınıfa yayılmış olması, iki, ülke kaynaklarının yönetici seçkinler arasında dağıtıldığı, onlar tarafından har vurup-harman savrulduğu durumlarda. Sızan bütçe bilgileri tam buraya vurdu. Batılı bankalarda bloke milyarlarca doların Tahran tarafından yurtdışı girişimlerde (Suriye, Lübnan, Yemen vb.) boşaltılması ya da dini/politik kurum/kuruluşlar tarafından iç edildiği iddiaları da yırtıcıdır.

Bu İran’ın halletmesi gereken bir mesele. Orta sınıfın yok(sun)luğu çok tehlikelidir. Talep, “daha çok para”dan, “para nerede”ye yükseldi mi, renk değişir. Çünkü evet, olaylar öldürmedi ama bir kere kanları aktı ve koku denize yayıldı. 

İran, “dış mihrakları” göstererek harareti düşürebilir; bunda doğruluk payı da vardır ama basıncı düşürecek kanallar da açmalıdır.

Rejim şu anda ani gelişebilecek bir tehdit, tehlike altında mıdır? Hayır, öyle görünmüyor. Ama ABD, İsrail ve bölgedeki ortaklarının İran’ın zayıf yönünü bildiklerini gösteriyor.

İran şimdi dış politikaları ile iç ve ekonomi politikalarını uyumlulaştırmak zorunda. Denge için bu parametrelerden birisinin yavaşlaması gerekiyor. Herhalde jeopolitik öncelik geri çekilecektir, çünkü aksi halin sonucu da aynı olur!

ABD İÇ ‘SAVAŞI’NIN DÜNYA SAVAŞLARINA ETKİSİ...

Hollywood yıldızlarının, yapımcıların, spor dünyasından önemli isimlerin yaşadığı itibarsızlaştırma operasyonu ve ‘günah çıkarmaya’/itirafa mahkum bırakan suçlamalar, “show dünyası”na yönelik ataklar ile Riyad’da rehin tutulan ultra zengin prensler arasında bir bağ kuramazsak, Washington’da yaşanan ‘House of Cards’ oyunlarının sınırımıza değin yaslanan öyküsünü düzgün okuyamayız...

Son olarak “Fire and Fury-Inside the Trump White House-Gazap ve Öfke: Trump’ın Beyaz Saray’ı” isimli kitap, Oval Ofis kahramanları ve Trump ailesine ilişkin-ilk bilgilere göre-magazinel, kamuoyunun geleneksel dedikodu merakını hedefleyen bilgiler içeriyor...

Ancak Beyaz Saray eski Baş Stratejisti Steve Bannon’un, Başkan’ın oğlu ile damat Jared Kushner’in 2016’da Rus yetkililerle görüşmesini “haince, vatanseverce değil” şeklinde tarif etmesi önemli. Başkan Trump’a yönelik girişimlerde bir “delil”e ne kadar dönüşebileceği tartışılıyor.

Kitapta Başkan için, “arkadaşlarının eşleriyle gayr-ı ahlaki ilişki arardı” türünden “mezelerin” içine yerleştirildiği için bu bilgiler derinlik ölçmeyi zorlaştırıyor...

Oysa Amerikan iç politik tarihinde bir ilk yaşanıyor. Emsali görülmemiş bir durum bu. Şimdi, “taht oyunları” tadında ve “az sonra” kıvamında değerlendiriliyor ama... Amerika Birleşik Devletleri’nde politik mimarinin iki ayağından biri olan Demokrat Parti’nin içindeki en güçlü ekol, son temsilcileri Clintonlar ve Obama olan erk, “küresel bir network”la işbirliği yaparak, hem içeride hem dışarıda kendi Başkanlarına yönelik bir savaş yürütüyor. 

Elbette ABD ile rekabet halindeki güçler de durumun farkında ve Washington’da taşlar yerine oturana kadar kazanım üretmeye çalışıyorlar...

Esasen Suriye odur, Kudüs-BM odur, ‘Küre Koalisyonu’ odur, Amerika’nın Çin’den Pakistan’a Latin Amerika’nın kimi ülkelerinden Ortadoğu’ya kadar her yere yalpalayarak saldırması hep odur.

Amerikan iktidarındaki güç odaklarının planlarına veya bunların bölgenin kimi ülkeleriyle ilişkili “yarı akl-ı selim” teşviklerine göre adımlar atarak, iç gündemi yönetmeyi deniyor Beyaz Saray.

Ama karşısındaki güçler hem daha istikrarlı hem işbirliği yapıyorlar. BM’deki Kudüs oylamasında yaşananlardan sonra, İran protestolarını BM Güvenlik Konseyi’ne götürme aklı nasıl bir şeydir? En çok ne çıkabilir? Başkan, azıcık planlı görünen herkesin dediğini yapar hale gelmiş görünüyor. Yılsonunda bir de seçim var. Yaşanacak bir yenilgi, zaten sallanan ‘kulelerin’ yıkılması anlamına gelebilir...