Yazarlar Eski dostlar

Eski dostlar

Münir Üstün
Münir Üstün Gazete Yazarı

İçişleri Bakanımız ve çok eski dostum Süleyman Soylu’yu Yüksekova’da top sektirirken görünce o eski halı saha maçlarımız aklıma geldi. Ve Simon Kuper’in “futbol asla sadece futbol değildir” sözü... Bu yazının ilhamı eski dostlar ve dostluklar üzerine olsun o zaman...

2013 yılının Ocak ayı! Antalya Kitap Fuarı'ndayım. Su Otel’de önümüzdeki Mart ayının programını yapıyorum. Almanya Frankfurt’a gitmem gerekiyor. Türk Kitabevi'nin sahibi Tahir Hacıkadiroğlu ile görüşmelerim olacak. THY bilet ofisini arıyorum ve biletimi alıyorum. Bileti alırken görevliye değişim olursa cezası ne olur diye sormayı ihmal etmiyorum? Cevap basit, 50 Euro fark öder ve değişiklik yaparsınız. O sıralar Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde ve fena oynamıyor. Gruplardan sonra Schalke ile eşleşiyor. İlk maç İstanbul’da 1-1 bitiyor. Deplasman için umut doğuyor. Ocak ayında aldığım bilet 1 gün uzasa oğlum Eren’in uyarısı ile maç günü orada olabiliyorum. Kavga, dövüş ve kayıtlar dinlendikten sonra cezayı ödüyorum ve maç gününe yetişiyorum. Frankfurt’ta Tahir abi ile işlerimiz bitiyor ve Düsseldorf’a geçiyorum. Başkonsolosumuz ve Salkım Söğütler romanının yazarı Fırat Sunel kahveye davet ediyor. Kahveleri içerken "Galatasaray gelecek havalimanına. Karşılamak ister misin?" gibi bir soru soruyor. Allah diyorum. Uçağın kapısını görevliyle birlikte açıyorum. Bütün takımı Fırat beyle apronda karşılıyoruz. Üstüne Uğur Varış kardeşimin gönderdiği maç bileti Galatasaray’ın doktoru tarafından bana takdim ediliyor. Bir Allah daha çekiyorum. Düsseldorf’tan Köln’e gitmem gerekiyor. Ali Kick kardeşim beni alacak ama acil bir iş için Kayseri’ye gitmek zorunda kaldığını, bana başka bir arkadaş yönlendirdiğini söylüyor! Ümit Bayır ile 10 dakika sonra konsolosluk önünde buluşuyoruz. Bir Allah daha! Maç günü Ümit kardeşim beni Gelsenkirchen’e bırakıyor ve maç saati geliyor. Diken üstünde ve çok sıkı bir karşılaşma izliyoruz. Tribünde ise İstanbul'dan dostlarım var. Hamit, Burak ve Umut’un golleri, Riera zekası, Sneijder ve Drogba ile maçı 3-2 kazanıyor ve tur atlıyoruz. Allah, Allah, Allah... Gelsenkirchen yanıyor, Türkiye ayakta, biz Allah demeye devam ediyoruz...

Gurbetçilerimizin başları dik, gururla yürüyeceği birkaç haftayı hayal ediyorum. Sonra aklıma Morgan Freeman ve Matt Damon'ın oynadığı Invictus (Yenilmez) filmi geliyor. Nelson Mandela'nın Rugby üzerinden bir milleti ayağa kaldırdığı, kenetlediği ve onlara yeni ve bağımsız bir ülke hediye ettiği gerçek hikayesinin beyazperde versiyonu olan o ilham verici film. Neden bunu futbol üzerinden yapmayalım, yapamayalım? Sporun, hele ki futbol gibi hepimizin nefesini kesen bir sporun ayrıştırıcı değil de birleştirici yanını keşfetmemek için hiçbir neden yok.

Futbolu bu kadar seven devlet adamlarımız varken en doğru zaman bu olabilir diye düşünüyorum. Sonra bir kez daha Allah diyorum. Gözümün önünde canlananlar beni o kadar umutlandırıyor ki, her şeye rağmen, belki de eğitimle, sanayi ile, siyaset ile yapamadığımızı futbolla yaparız. Renk ayırmaksızın bu müthiş duyguların birleştirdiği bambaşka bir toplum olabiliriz diyorum.

Sonra son bir kez Allah diyorum... Ne muhteşem olur ama !

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.