Yazarlar Dünya uleması ve ahiret uleması

Dünya uleması ve ahiret uleması

Hayrettin Karaman
Hayrettin Karaman Gazete Yazarı

Gazzâlî İhyâ’da, “Şerhu-Acâibi’l-Kalb” bölümünde, sıradan insanlar bir yana alim geçinenlerin de birçoğunun “kalb, ruh, nefis ve aklın” manalarını bilmediklerini, farklı manalarda kullanılan bu kelimelerin mefhumlarını ve yerlerini karıştırdıklarını kaydettikten sonra şu açıklamayı yapıyor (özetliyorum):

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hayrettin Karaman : Dünya uleması ve ahiret uleması
Haber Merkezi 07 Ocak 2018, Pazar Yeni Şafak
Dünya uleması ve ahiret uleması yazısının sesli anlatımı ve tüm Hayrettin Karaman yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Bu kelimelerin insanda var olan maddi-biyolojik karşılıkları da vardır, bunlar hakkında inceleme yapmak ve  bilgi vermek tabiplere ve uzmanlara düşer. Bu  dört kelimenin bir de insanda bulunan ve onu diğer canlılardan ayıran, maddi olmayan idrak merkezi (bu manada latîfe kelimesi kullanılıyor)  manası  vardır ki, bu kelimelerin dördü de, bu manada birleşir/kullanılır; yani dört kelime ve beş mana var; her birinin maddi, biyolojik manaları dört, birleştikleri mana ise beşincisi olup  “insanda var olan,bilen ve idrak eden latife” demektir.

Kur’ân’da zikredilen kalb, işte bu latife manasında, “derinden kavrayan ve eşyanın hakikatini bilen kalbdir”,  bu kalbin, biyolojik kalp ile özel bir alakası vardır; gerçi bu kalp, bütün organlarla ilgilidir ve onları kullanır, ama biyolojik kalp vasıtasıyla kullanır.

Gazzâlî İlim bölümünde ilmin

tarifini, çeşitlerini, makbul olanını ve olmayanını, farz-ı ayn (herkesin bilmesi gereken) ve farz-ı kifaye hükmünde olanlarını … açıklıyor. Farz-ı kifaye olan “toplumun muhtaç olduğu kadarını yeteri kadar kimsenin bilmesinin yeterli olduğu ilimlerdir”.

Ona göre Peygamberimizin (s.a.) “Herkese farz olduğunu” bildirdiği ilim, müminin kulluk vazifesini yerine getirmesi için gerekli olan ilimdir. Bunun da  namaz, oruç, temizlik gibi bütün müminler için ortak olanı yanında, insanın mesleği, işi, vazifesi, hal ve durumuna göre değişen kısımları vardır. Zekatla yükümlü olan bir mümin, bu ibadeti yapacak kadar zekat konusunu da farz olarak  öğrenecektir, ticaret yapan bir mümin ticarette haramı, helali de farz olarak öğrenecektir. 

Ümmetin vazifesini yerine getirmesi, izzetini koruması, toplum hayatının  doğurduğu ihtiyaçların karşılanabilmesi… için gerekli olan bilgi ve mesleklerin yeteri kadar edinilmesi farz-ı kifayedir.

Gazzâlî’ye göre birçok insanın gafil olduğu, ihmal ettiği bir ilim vardır ki, bunun adı “muâmele” ilmidir, bundan da maksadı “kalbi terbiye etmek için gerekli olan ilimdir”. Bu ilim elde edilip de kalp terbiye edilince mükâşefe ilmine ulaşılır. İşte bu iki ilim insanı, ahirette kuruluşa götüren yolun ilimleridir ve bunlarla meşgul olan alimler de ahiret alimleridir.

Fıkıh ilmi ile ahiret ilmi arasında komşuluk vardır; fıkhın alanı ve işi organların amelleridir, organların hareketleri de kalbin sıfatlarına bağlıdır. Kalp terbiye edilmiş ve güzel ahlak ile bezenmiş olursa ondan doğan amaller de güzel olur.

Kalbin eğitimi demek olan muamele ilmi güzel ahlak ve erdemler ile bunların zıtlarını bilmek, güzel ahlakın nasıl edinileceğini, kötü ahlaktan nasıl uzak kalınacağını öğrenmektir. Dünya ilminin alimlerine-müftülerine göre fıkıh vb. dünya ilimleri farzdır, ahiret ilminin alimlerine-müftülerine göre ise işte bu muamele ilmi farzdır.

Gazzâlî kalbin güzel halleri ve sıfatları  olarak sabır, şükür, korku, ümit, rıza, zühd, takvâ, kanâat, cömertlik, her durumda Allah’ın üzerimizdeki minnetini tanımak, ihsan (iyilik, iyi ve güzel yapmak), hüsn-i zan, güzel ahlak, geçimlilik, doğruluk, ihlas… örneklerini, kötü olanlardan da yoksulluktan korkmak, kader ve kısmetine razı olmamak, intikam,  kin, haset, hile, yükselme talebi, kibir, gösteriş, öfke, cimrilik, böbürlenme, yaltaklanma, gevezelik, kendi kusurlarına kör başkalarına gözcü olmak… örnekleri verdikten sonra bunları, sebeplerini, iyilerini elde etme, kötülerinden kurtulma yollarını bilmenin ahiret alimlerine göre farz olduğunu tekrar ediyor ve yaşadığı zamanda değerlerin nasıl yer değiştirdiğini, din ilimleri ile meşgul olanların nasıl dünyaya adanmış hale geldiklerini şöyle dile getiriyor:

(Gelecek yazıda)

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.