Yazarlar Sustur da

Sustur da!

Erdal Hoş
Erdal Hoş Gazete Yazarı

Galatasaray’la birlikte Avni Aker’e geldiğinde tribünler niye Umut’a Engin’e Selçuk veya Ceyhun’a değil de en çok sana tepki göstermişti biliyor musun? Çünkü en çok seni sevmişlerdi… Eski takım arkadaşın Giray’ın anlattığı bir hikaye var ya hatırlar mısın? Hani Cuma namazına gitmişti Giray ve namaz çıkışı tabutun başında cenazesini ağlayan gözlerle beklerken Giray’ı görüp tebessüm eden çocuk… O hadise önümüzdeki hafta olsa aynı çocuk yine seni görünce heyecanlanacak ve “abi niye öyle yaptın be” diyecek… “Anlıyoruz abi tamam birileri senin üstüne oynuyor ama Allah aşkına sen şimdi onların ekmeğine yağ sürmedin mi?” diyecek. Belki o cümleleri kurmayacak ağzı ama gözleri tam da böyle diyecek… “Dördüncü hakemin kalkan tabelasında numaranı görünce hocaya sitemkar bir bakış atıp kenara gelsen, sonra da yardımcı hoca gibi takımı motive etsen kim kazanacaktı be abi?” diyecek. “Takım kaybetse bile sen kazanacaktın…” diyecek. Ha bunların senin için bir önemi olduğunu düşünüp diyecek bunları ve o çocuk senin gözlerinden anlar önemi olup olmadığını…

Bana gelince, yani bu satırların yazarına, 70’lerin kahramanlarını çok sevsem de bugünün futbolunun gereklerini yerine getiren oyunculardan kurulu bir takımdan yanayım. Yani demem o ki ben Trabzonspor’da başkan olsam, geçen sene devre arası hocana, (O teknik adamın Trabzonspor’un hocası olmaması gerekiyordu ayrı bahis) kameralar önünde Volkan Şen “hesabı sorduğunda” senle yolları ayırırdım. Veya bunun takıma maliyetini göze alamıyorsam ben istifa ederdim. Ederdim zira ben başkan olsam yönetemeyeceğim ne oyuncuyla ne hocayla çalışırdım. Ama bunu da el altından haber sızdırıp, oradan dolanıp buradan zorlayıp yapmaz, seninle oturur yemek yer, açık açık anlatır, açık açık anlatmanı beklerdim. Uzaktan gördüğüm, duygularıyla hareket eden, asla bir profesyonel gibi düşünmeyen ama sahaya çıktığında da tıpkı 70’lerin efsaneleri gibi tutkuyla oynayan bir adam giyiyor 17 numaralı formayı. Belki o dille konuşmak lazım ama bugünün dünyasında bu çok zahmetli bir iş. Ve yine o dille bitirecek olursak yazıyı; antrenman sonrası rencide ettiğin, çoğu asgari ücret mukabili çalışan ve atacağın gollere senin kadar sevinecek muhabir arkadaşlar mı olan bitenin sorumlusu Allah aşkına? Bunca şey oldu ya… Bunca şeyden sonra hala en güçlü sensin ve neden biliyor musun? Konu futbolsa topa sahip olan sadece futbolcudur ve o topla, değil seninle ilgili yalan haber yazan gazeteciyi, değil senin üstüne oynadığını düşündüğün yöneticiyi, değil beni, değil tribünü, Uruguaylı forvetin dediği gibi Papa’yı bile susturursun… Sustur da… (Buradaki “da” de dahi anlamında değil Trabzon’da kullanılan “da” dır efendim)

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.