Yazarlar İnşaat sektörü değersizleştirilmemeli

İnşaat sektörü değersizleştirilmemeli

Ahmet Ulusoy
Ahmet Ulusoy Gazete Yazarı

İnşaat sektörü dünyadaki diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik gelişmenin kaçınılmaz olarak ana eksenini oluşturmaktadır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ahmet Ulusoy : İnşaat sektörü değersizleştirilmemeli
Haber Merkezi 02 Kasım 2018, Cuma Yeni Şafak
İnşaat sektörü değersizleştirilmemeli yazısının sesli anlatımı ve tüm Ahmet Ulusoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Türkiye’de sektörün Gayri Safi Yurtiçi hasılaya katkısı % 7-8 civarında seyretse de; sektöre girdi sağlayan, faaliyetleri bu sektördeki gelişmeleri bağlı olan diğer sektörlerin de katkısını dikkate aldığımızda inşaat sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yaklaşık %30 seviyelerine ulaşmaktadır.

İnşaat sektörü 200’den fazla sektörün ürettiği mal ve hizmetlere talep oluşturmakta, bu yaygın etki ile ekonominin lokomotifin olma özelliği taşımaktadır.

Yine istihdama olan katkısı ile vazgeçilmez bir sektördür.

Bütün bu katkısı toplumun büyük bir kesimince bilinmesine rağmen sektörle ilgili oluşturulmaya çalışılan olumsuz algı anlaşılır gibi değil.

**

İnşaatın en önemli hammaddesi metal sanayinde üretilen demir-çeliktir. Diğer yanda inşaat malzemeleri sanayiinde çimento, cam, hazır beton, tuğla, boru, alüminyum, ahşap, plastik, boya, doğal taşlar, yalıtım, çatı kaplama malzemeleri, ısıtma-soğutma-havalandırma, asansör, aydınlatma, mutfak ve banyo, mobilya gibi yapı çok sayıda yapı malzemeleri yer almaktadır.

Mesela çimento üretiminde Avrupa’nın en büyüğü dünyanın da 5.sırada üretici ülkesi konumundayız.

Yine plastikten boyaya seramikten mermere kadar büyük bir gelişme içerisinde olduğumuzu ve dünya ekonomisi içerisinde ciddi pay aldığımızı da söylemeliyiz.

**

Ülkemiz gelişmekte olan bir ülke olduğu için ihtiyaçları da hızla artıyor ve gelişimin ana eksenini kaçınılmaz olarak inşaat oluşturuyor.

Aslında kara propaganda yapanlara sormak lazım; barajlar, enerji üretim tesisleri, yollar, havaalanları, kentsel mekanlar, fabrikalar, hastaneler ve tüm yaşam mekanları ne ile yapılacak? İnşaat olmazsa bu yapıların ortaya çıkması mümkün müdür?

Yani inşaatsız bir altyapı, bir eğitim kalitesi, nitelikli sağlık kurumları, bir sanayi tesisi veya herhangi bir sektör düşünebiliyor musunuz?

Hadi şimdi inşaattan vazgeçelim.

**

Yapılan akademik çalışmalarda gelişmekte olan ülkelerin tamamına yakınında inşaat sektörü ile ekonomik büyüme arasında doğrusal ilişki bulunmuştur.

İnşaat sektörü ile imalat, ulaştırma, iletişim ve finans sektörü arasında çarpan etkisi ortaya çıkartan bir ilişki olduğu açık ve net.

İnşaat sektörü payı gelişme aşaması tamamlanıncaya kadar artıyor. Sanayi ötesi toplumlarda ise azalıyor. Bunu, konuyla ilgili yapılan akademik çalışmalar da net olarak ortaya koymaktadır.

Bu yapısal gelişim hemen hemen bütün dünya ülkelerinde görülen, sadece Türkiye’ye özgü olmayan, bir süreçtir.

**

Türkiye’de inşaat sektörü sabit sermaye yatırımlarına bakıldığında kamunun payının düşük kaldığı, daha çok özel sektör yatırımlarından oluştuğunu görmekteyiz.

2016 yılındaki veriye baktığımızda, özel sektörün 62 milyar liralık yatırımına karşılık kamunun 801 milyon lira yatırım yaptığı (yüzde 1.27) görülmektedir.

Diğer yandan 2007-2016 yılları arasındaki dönemde inşaat sektörüne sağlanan krediler ise 14 kat artmıştır.

Küresel kriz döneminde (2009) inşaat sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yüzde 5.6’ya kadar gerilemiş, 2016 yılı sonu itibariyle ise tekrar yüzde 8.6 çıkmıştır. Bu artışta sabit sermaye yatırımlarında ve kredi hacmindeki gelişmenin etkisi olduğunu net olarak söyleyebiliriz.

**

Türkiye Müteahhitler Birliği inşaat sektörü 2018 raporunda; 1972 yılından 2018 yılı Eylül sonuna kadar 121 ülkede müteahhitler 9400’den fazla proje üstlendiği, bu projelerin toplam bedelinin 371 milyar doları aştığı yer almaktadır.

Türk Müteahhitleri Dünya Müteahhitlik pastasından en büyük pay alan ikinci ülke konumunu devam ettirmiştir. Birinci ülkenin Çin, üçüncü ülkenin de ABD olduğunu belirtelim.

2018 yılında Müteahhitlik hizmetlerinde yeni proje bedelinin 20 milyar dolar olması beklenmektedir.

Dünya üniversiteleri arasında ilk 500’e giren bir üniversitemiz yok ama dünyanın en büyük 250 müteahhiti listesinde 46 Türk müteahhitlik şirketi olduğunu belirtelim.

**

Bugün inşaat sektörü ciddi sıkıntılar yaşamaktadır.

Nakit dönüşleri azalmış, konkordato ilan eden firma sayısı artmış, yeni yatırımlar durma noktasına gelmiştir.

Söyle ki konut satışları Ağustos ve eylül aylarında sırasıyla yüzde 12.5 ve yüzde 9.2 düşüş göstermiştir.

Bu hızlı düşüşte döviz kurlarındaki artış, enflasyon, faizler başta olmak üzere makroekonomik verilerdeki olumsuz gelişmeler ve yatırım iştahındaki azalmalar etkili olmuştur.

Özellikle finansman maliyetlerindeki artışlar sektöre yönelik nakit akışını olumsuz etkilemiş ve inşaat sektörü ciddi bir durgunluk altına girmiştir.

**

Döviz-faiz-durgunluk döngüsünün bozduğu bilançoları onarım için makro ihtiyati kararlar alınmalıdır.

Üretimi, ticareti, ihracatı ve istihdamı destekleyen bir ekonomik iklim gerekmektedir. Bu yapı kurulduğunda uluslararası yatırımları ülkeye çekmek daha da kolaylaşacaktır.

Uluslararası toplumda siyasi ilişkilerin düzeltilmesi de ekonomik ilişkilere istikrar kazandıracaktır.

**

Burada son olarak söylememiz gereken; konut sektörünün aşırı teşvik edildiği, doyuma ulaştığı, planlama yapılmadığı ve bunun bir anlamda ciddi bir kaynak israfı olduğudur.

Fakat bu durum ekonominin lokomotifi, ciddi döviz girdisi kaynağı, katma değeri ve istihdama katkısı olan inşaat sektörünü topyekün karalamayı hiçbir şekilde haklı çıkarmaz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.