Ramazan İcat çıkaran Şeyhefendi
  • İMSAK 00:00
  • GÜNEŞ 00:00
  • ÖĞLE 00:00
  • İKİNDİ 00:00
  • AKŞAM 00:00
  • YATSI 00:00
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
İMSAKİYE 2018

İcat çıkaran Şeyhefendi

Orta Asya’dan gelen dervişler için inşa edilen tekkelerden biri olan Üsküdar’daki Özbekler Tekkesi’nin şeyhi Edhem Efendi ilgilendiği konularla, icatları ve öğrencileriyle Osmanlı’nın son Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde çizilen “şeyh tipini” yerle bir ediyor.

Halil Solak Yeni Şafak
Edhem Efendi, bu vadide tek örnek değil.
Edhem Efendi, bu vadide tek örnek değil.

Osmanlı'nın son, Cumhuriyet'in ilk yıllarında tekke ve tasavvuf kültürü sözkonusu olduğunda yaygın kanaat şudur:
“Tekkeler çok bozulmuştu. Buralara devam eden insanların dimağları uyuşturuluyordu. Şeyh efendiler ise adeta üfürükçüden başka bir şey değildi."
Mustafa Kemal'in 1925 yılında yaptığı konuşmasındaki şu ifadeleri, günümüzde pekçok kitapta aşağı yukarı benzerlerine rastlayacağımız yukarıdaki imajla birlikte düşünebiliriz.
Şöyle diyordu Mustafa Kemal konuşmasında:
“Tekkeler behemahal [mutlaka] kapanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her şubede irşadlarda bulunacak kudreti haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irşadına muhtaç değiliz. Biz medeniyetten, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımayız. Tekkelerin gayesi halkı meczup ve aptal yapmaktır. Halbuki halk aptal ve meczup olmamaya karar vermiştir."
Bir yanda bilimi kendisine rehber edinen Türkiye Cumhuriyeti'nin her şubesi, diğer yanda halkı meczup ve aptal yapmayı amaç edinmiş tekkeler…
Burada biraz duralım:
Gelenekli sanatlarımızın günümüze intikal etmesinde ve anlaşılmasında büyük pay sahibi olan değerli hocamız Uğur Derman'ın Ömrümün Bereketi kitabını okurken karşılaştığım bir portre, yukarıda çizilen tabloyu yerle bir ediyor.

Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi. (Foto: Mustafa Cambaz)


“Hezarfen" bir tekke şeyhi
Portrenin sahibi Ortaasya'dan gelen dervişler için inşa edilen tekkelerden biri olan Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi'nin şeyhi Edhem Efendi.
Devrin bir gereği olarak evvela mahalle mektebine giden, babasıyla amcasından ve tekkeyi ziyaret eden Buharalı âlimlerden dersler alan, Çağatayca, Arapça, Farsça ve Ermenice dışında Batı dillerini de öğrenen Edhem Efendi mimari, hendese, kozmografya sahalarında ileri derecede bilgi sahibiydi.
Edhem Efendi, “hezarfen" lakabıyla anılıyordu. Hezarfen, yani “bin ilimde üstad". Dergâhın mescidinin altındaki odasında çalışan Hezarfen Edhem Efendi, ince marangozluktan doğramacılığa, oymacılıktan dökmeciliğe, demircilikten makineciliğe, dokumacılıktan matbaacılığa kadar pek çok alanda çalışarak öğrenciler yetiştirmişti.
Peki ne yapmıştı bu şeyhefendi? Kısaca şöyle sıralayabiliriz:

REKLAM
  1. Türkiye'de ilk kurşun boruyu döktü.
  2. Dergâhtaki derin kuyudan su çeken bir tulumba yaptı.
  3. İmal ettiği sünnet aleti Almanya'da takdirnâme aldı.
  4. Bazı eserleri 1867'deki Paris sergisinde gösterildi ve kendisine madalya verildi.
  5. Yaptığı bir buharlı makineyi Üsküdar Şemsipaşa'da sandala takarak sandalı pervane kuvvetiyle Kuzguncuk'a yakın Paşalimanı'na kadar yürütmüştür.

Topkapı Sarayı'nın duvarlarını süsleyen bir Kâbe tasviri.


Kâbe'nin tamirinde çalıştı
Tamir vazifesiyle Hicaz'a gönderildiği zaman Kâbe'de çalışırken kullandığı malayı hiçbir işte kullanmamış. “Mûcib-i şefâat olur" ümidiyle malayla birlikte gömülmeyi vasiyet etmiş ve bu vasiyeti de yerine getirilmiş. Edhem Efendi'nin kutsal topraklardaki hizmetleri bu kadar değil. Mesela ziyaretçilerin düşmelerini önlemek için Zemzem kuyusunun üstünü kafes şeklinde kurşun dökerek kapatmış ve Ravza-i Mutahhara'nın tamir işlerini de yapmıştı.
Bugün ebru sanatı devam ediyorsa bunu da Edhem Efendi'ye borçluyuz. Zira babası Şeyh Sadık Efendi'den öğrendiği ebru sanatını devam ettirerek, bir diğer “Hezarfen üstad" Necmeddin Okyay vasıtasıyla günümüze intikal etmesini sağlamıştır.
Özbekler Tekkesi'ni bir ilim ve sanat akademisine çeviren Edhem Efendi'yi ziyarete gelen zevatın isimleri burası hakkında bir fikir verecektir: Matematikçi Salih Zeki Bey, Mekteb-i Harbiye Nazırı Galip Paşa, Ressam Hüseyin Zekâi Paşa, Halide Edip'in babası Edip Bey, Filozof Rıza Tevfik…
Edhem Efendi, elbette bu vadide tek örnek değil… Mesela yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre İstanbul'da pek çok tekkede matbaa kurulduğu ve burada çok geniş bir yelpazede kitapların basıldığı ortaya çıktı…

Surların efendisi: Merkez Muslihuddin
RAMAZAN
Surların efendisi: Merkez Muslihuddin

Ramazan ve hadis
RAMAZAN
Ramazan ve hadis

Batılıların gözüyle Osmanlı
RAMAZAN
Batılıların gözüyle Osmanlı

/**/

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.