Hayat Edebiyatçılar ile aynı masadayız

Edebiyatçılar ile    aynı masadayız

Prof. Dr. Handan İnci tarafından hazırlanan “Tahkikat-ı Edebiye” Midhat Cemal Kuntay’ın 1910 yılında 17 edebiyatçıyla yaptığı ve Servet-i Fünun’da yayımlanan anketlerden oluşuyor. Mehmed Akif’ten Rıza Tevfik’e, Halide Edip’e uzanan anketler, yazarların edebi anlayışlarını birinci ağızdan duymak için güzel bir fırsat.

Seray Şahinler Demir Yeni Şafak
​​Prof. Dr. Handan İnci tarafından hazırlanan “Tahkikat-ı Edebiye”  Midhat Cemal Kuntay’ın 1910 yılında 17 edebiyatçıyla yaptığı ve Servet-i Fünun’da yayımlanan anketlerden oluşuyor.
​​Prof. Dr. Handan İnci tarafından hazırlanan “Tahkikat-ı Edebiye” Midhat Cemal Kuntay’ın 1910 yılında 17 edebiyatçıyla yaptığı ve Servet-i Fünun’da yayımlanan anketlerden oluşuyor.

Edebiyatçılar ile yapılan söyleşiler okurun hep ilgisini çekmiştir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, 1940’lardan bugüne değin arşiv ve gazeteleri taradığınız zaman hemen her yayında mutlaka dönemin önde gelen yazarları ile yapılmış söyleşilere rastlarsınız. Roman, öykü, şiir, deneme gibi türlerde eser veren yazarları daha yakından tanımak, zihni süreci hakkında ipuçları yakalamak, beslendiği şeyleri öğrenmek okur için önemlidir. Günümüzde de yeni çıkan kitapların akabinde peşi sıra gelen röportajlar bu ilginin devam ettiğini gösteriyor.

Bundan yıllar önce kaybettiğimiz Türk edebiyatının mihenk taşı sayılacak yazarlarla yapılan röportajlara da arşivlerden, akademik çalışmalardan, çeşitli kitaplardan ulaşmak mümkün. Tanzimat döneminden başlayarak 1970’lere kadar gelen süreçte Türk edebiyatında pek çok önemli esere imza atan yazarların çeşitli söyleşilerine rastlıyoruz.

1918’DEN ÖNCESİ DE VARMIŞ

Prof. Dr. Handan İnci tarafından yayına hazırlanan “Tahkikat-ı Edebiye” işte bu noktada önemli bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor…

Türk edebiyatında yazara yöneltilen sorulardan oluşan röportaj türü çalışmaların ilk örneğinin Ruşen Eşref Günaydın tarafından yapılan 1918 tarihli “Diyorlar ki” kitabı olduğu biliniyordu. Fakat Midhat Cemal Kuntay’ın 1909 yılından itibaren dönemin önde gelen yazarları ile yaptığı mülakatlar bilinen seyri değiştirdi. Kuntay’ın yazarların edebi kimliklerini yakından öğrenmek amacıyla yaptığı mülakatlar Prof. İnci tarafından bugüne ulaştırıldı. Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan anketlerde Ali Ekrem Bolayır, Halide Edip Adıvar, Mehmed Akif Ersoy, Samipaşazade Sezai, Abdülhak Hamid gibi isimlerin aralarında olduğu 17 yazar karşımıza çıkıyor.

Handan İnci’nin önsözde belirttiğine göre Kuntay, elindeki cevapları planladığı daha kapsamlı bir çalışma nedeniyle, başka yazarların cevaplarını da bekleterek yayımlamayı geciktirmiş. İnci, Ruşen Eşref’in iki yıl süren çalışması sonucu 1918’de kitaplaştırdığı edebiyatçı röportajlarının ilgi çekmesi üzerine Kuntay’ın bu yarım çabayı nihayete erdirmiş olabileceğini söylüyor.

YANITLARDAN SORULARA ULAŞIYORUZ

Elimizde Kuntay’ın soruları yok. Yazarların verdiği yanıtlardan yola çıkarak onlara edebiyat akımları hakkındaki görüşleri, bu akımların hangisine bağlı oldukları, yazılarını hangi gazete ve dergilerde yayımladıkları ve eserlerinin içinde en çok hangisini beğendiği gibi sorular yöneltildiği tahmin ediliyor. Kuntay tüm yazarlara aynı soruları göndererek bir çerçeve oluşturmuş.

Yanıtlara gelince… Bu 17 önemli ismin verdiği yanıtlar ile o dönem bir hayli hareketli olan edebiyat dünyasının nabzını tutabiliyoruz. Yazarların özellikle dünya edebiyatıyla yakından ilişkili olduklarını ve eserleri ile kurdukları bağı okuyabilmek büyük bir fırsat.

Cenap Şehabettin realizm ve romantizmi benimsemediğini detaylıca anlatırken, “Şimdi, zanneden, soracaksınız ki: Öyle ise sen nesin?” Eğer bir şey olmak için sabıkü’z-zikir üç meslekten birine mensup olmak meşrut ise bendeniz hiçbir şey değilim. İtiraf edeyim ki itikadımca şair olmak için o mesleklerden birine intisab zaruri değildir.” diyor. Samipaşazade Sezai ise “Meslek-i edebiyem tamamen realizme aittir” yanıtını veriyor.

BİRAZ SEMBOLİK BİRAZ REALİST

Mehmed Akif Ersoy’un ankette verdiği yanıtların ise çok kısa olduğunu görüyoruz. Metinde ağırlıklı olarak okuduğu eserlere yer veren Mehmed Akif, “Arabları çok okudum. Hamasiyatta Antere’nin, İbn Firaz’ın, Mecnun’un aşıkıyım. Endülüs şuarasının nezaheti beni hayran eder. Acemlerden Safi’di pek çok okudum. Öyle zannederim, en çok tesiri altında kaldığım edib Sadi olacaktır” diyor. Akif, Frenklerden en çok sevdiği isimlerin ise Lamartine ile Daudet olduğunu not düşmüş. Halide Edib şiirlerinin ekseri sembolik, romanlarının biraz natüralist biraz realist olduğunu, eserlerinin birçoğunun ise idealist olduğunu söylüyor.

Genel hatlarıyla kısa yanıtlarla karşılaştığımız bu mülakatlarda en uzun yanıtı Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın verdiğini görüyoruz. Servet-i Fünun’da yayımlanan yazıları merakla okuduğunu dile getiren Rıza Tevfik, “Günün birinde benim de bu sorulara maruz kalabileceğimi hiç düşünmüyordum. Görüyorum ki bendenizin şair olduğuna siz de inananlardansınız” demiş. Faik Ali Ozansoy ise en beğendiğiniz eseriniz nedir sorusuna, “Eserlerim içinde en ziyade sevdiğim yazmadıklarımdır” yanıtını vermiş. Sorulara en kısa yanıtları veren Hüseyin Cahid ise “En çok beğendiğim yazım, hiç takdir edilmeyen Hayal İçinde romanımdır” demiş.

ÖNCE BİYOGRAFİ SONRA ANKET

Kitabın ilk bölümünde orijinal metin yer alırken ikinci bölümde ise yanıtların günümüz Türkçesine yer verilmiş. Çalışmanın güzel taraflarından biri ise bütün yazarların hem biyografilerini hem mülakatlarını bir arada yer alması. Türk edebiyatının en önemli isimlerini, edebi eğilimlerini sanat anlayışlarını kendilerinden duymak, onları daha yakından tanımak için “Tahkikat- Edebiye” güzel bir fırsat, bir şans…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.